|
|
|
|
Eski çağlarda adı Hellespontos ve Dardaanel olarak anılan ve boğazın iki yakasında topraklara sahip bulunan tarihinin ilk devirlerinden başlayarak sürekli iskan edilmiştir.Biga Yarımadasının Çanakkale Bölgesinin en eski adı Troas'tır. Burası kuzeyde Hellesspontos (Çanakkale Boğazı), güneyde Adramyttenos Kolpos (Edremit Körfezi) ile çevrili olan ve Aiolyanın kuzeyinde kalan bölgedir. Troas adına, Troia, Troia ve Troade gibi değişik biçimlerde , ilk olarak Homeros'un İlyada'sında rastlanır. Antik çağda, bugunkü Çanakkale Boğazı'nın ve bölgesinin, mitolojideki bir rivayete göre bağlı olarak Hellespontos adıyla anıldığı bilinmektedir. Bu mitosa göre, Kral Athamos'un kızı Helle Kafkasya'ya gitmek için boğazdan geçerken denize düşerek boğulmuştur. Hellespontos adının, bu adla anmış ve Doğu Roma İmparatorluğunun sonuna değin bu ad kullanılmıştır.
OSMANLI DÖNEMİNE KADAR ÇANAKKALE'NİN TARİHİ Biga Yarımadası'nın eski adı Troas'tır.
Troie, Troia ve Troade isimleri ile de bilinmektedir. Antik Çağ'da Çanakkale Boğazı, kaynağını mitolojik öğelerden Bölgenin bilinen en eski halkı, Besiktepe ve Kumtepe yerlesmelerinden bilinen Kalkolitik Dönem yerli halkıdır.Buralarda yerleşiminin günümüzden 6000-7000 yıl geriye gitmektedir.İ.Ö. 4800 -4000 tarihleri arasında burada bir köy yerleşimi olduğu anlaşılmaktadır. Bunu M.Ö. 3600-3650 Yılları arasında kurulduğu tahmin edilen Dardanos izlemektedir.
Kumtepe , Beşiktepe ve Dardanos'tan sonra MÖ. 3500-3000'li yıllardan MÖ. 1250'lere kadar herhangi bir dıs etki altında kalmadan yasayan İlion (Troya-Truva) halkı izler. Bu yerli halklar Pelesg, Leleg ve Karia'lılar (Karlar) gibi farklı kabilelerden olusmaktaydı. Homeros'tan baslayarak pek çok eski çag yazar ve tarihçisi bu kavimleri Yunan öncesi Ege dünyası toplulukları olarak kabul etmislerdir.özellikle Lelegler Troia bölgesinde çoğunluğu oluşturmaktaydılar.Bunların bir kısmı gezici halk olup bir kısmı ise bağımsız sabit kentler oluşturmuşlardır.Bundan sonra bölgeye Truva Savaşları ile Akalar ( Eski Yunanlılar) geldiler. Yunanistan'dan Çanakkale kıyılarına dogru yapılan ilk göçler ve istilalar MÖ. 14. yüzyıla kadar uzanır. Bu tarihlerde Yunanistan'da hakimiyeti sağlayan Akalar bölgeye dogru akınlar düzenlemis ve Homeros'un İlyada adlı destanına konu olan Truva isgalini gerçekleştirmişlerdir. Truva Savaşı , Aka'ların bu bölgeye verdikleri önemin bir belirtecidir. Homeros , Yunanistan'da egemenliğini sürdüren Sparta Kıralı Menelaos'un güzel karısı Helena'nın Truva Kıralı Priamosimzalanara'un oğlu Prens Paris tarafından kaçırılışını savaş nedeni olarak bildirmekle birlikte , gerçek nedeninin Aka'ların Çanakkale Boğazı yöresine yerleşme istekleri oldukları açıktır. Birleşik Aka Ordusunun , Çanakkale güneyindeki İlion (Truva) önlerinde 10 yıl çarpışması sonucunda ele geçirilen kent yakılıp yıkılmış ve yeni Aka yerleşmesi kurulmuştur.Böylece Çanakkale yöresi Yunan topluluklarının yeni yerleşme alanlarından olmuştur. M.Ö. 13.yüzyılın sonlarından M.Ö. 1150'li yıllarına değin Yunanistan İllyrialıların göçlerne sahne oldu ve göçler sonucunda Yunanistan'daki Aka uygarlığı yıkıldı. Yerine gelen halk Aioller, İonlar ve Dorlar olmak üzere üç topluluğa ayrılıyorlardı. Yunanistan'ın yeni sahibi olan bu kavimler , daha sonraları M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren tüm batı Anadou kıyılarını , bu arad Biga Yarımadasını da istila etmeye başladılar .Kıyı kesimlerde koloniler kuruldu. Bunlar Assos,Lamponia, Sigeon, Neandria, Abydos, Lampsakos, vb. kentlerdi. M.Ö. 514 yılından itibaren Pers İmparaatoru Darius İstanbul Boğazından Trakya'ya geçtikten sonra Trakya ve Makedonya Pers egemenliğine girmiş ve Pers üstünlüğü Çanakkale Bölgesinde de etkinliğini göstermiştir.Yerli kentler Perslere karşı ortak olarak savaşmaya başlamış ve uzun yıllar sonra M.Ö. 386 yılında bir barış antlaşması imzalanarak Perslere tamamen teslim olmuşlardır. Daha sonra M.Ö. 334 yılında Makedenya Kıralı Büyük İskender , Perslere karşı bir hareket başlattı ve Çanakakle Boğazını geçip Biga Yarımadasına gelerek Truva Kentine uğradıktan sonra Karabiga ( Şimdi Çanakkale İli Biga İlçesine bağlı bir beldedir.) yakınında ünlü GANİKOS Meydan savaşında Pers ordusunu bozguna uğratarak Bölgedeki Per egemenliğine son verdi. İskender geçtiği kentlerde yüksek rutbeli subaylarını Perslerde olduğu gibi "Satrap" ünvanıyla Vali olarak bırakıyordu.Büyük İskender M.Ö. 323 yılınd ani olarak ölmesiyle , satraplar iktidar kavgalarına başlamış , bundan yararlanan ve Yukarı Balkanlarda ekonomik zorluklar içinde kalmış olan Galatlar M.Ö. 280 yılında Çanakkale'yi geçerek Biga yarımadasında egemen olmuşlardır. Aynı dönemde Helenizm tarihinin üç önemli kırallığından olan Bergama Kırallığı da kurulmuştur. Daha sonra M.Ö. 196 yılında Selökid Kıralı III.Antiokos Gelibolu Yarımadası ile Bİga Yarımadasının bir kısmını ele geçirmiş , daha sonra Roma ordusu gelerek bölgedeki Selökid egemenliğne son vermiş ve Biga Yarımadası , Bergama Kırallığı egemenliği altına girmiştir. Daha sonra bölgede Roma egemenliği, bunu takiben çok uzun yıllar Bizans egemenliği hüküm sürmüştür. Çanakkale yöresinde görülen ilk Müslüman Türkler Selçuklulardır. Emir Muhammed komutasındaki bir ordu 1160 yılında Biga Yarımadasını Bizans İmparatorluğu'nun elinden almıstır. Yöre bir süre Selçuklu hakimiyetinde kaldıktan sonra beylikler döneminde , karesi Beyliği egemenliği altına girmiş, nihayet M.S. 1345 yılında Osmanlı devleti başındaki Orhan gazi bölgeyi ele geçirmiş ve o tarihten itibaren özellikle İmroz , Bozcada ve Çanakkale Boğazı yöreleri Osmanlılarla diğer düşman ülkeler arasında gerek denizde gerekse karada uzun kanlı savaşlara sahne olmuştur. OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİMDE ÇANAKKALE 1345 yılında Orhan Gazi, Biga Yarımadasında egemen olan Karesi Beyliğinin yönetimine son vererek topraklarının büyük bir kısmını eline geçirmesi ancak, Çanakkale Boğazına tamamen hakim olamamıştır. Çanakkale Kıyıları ancak 1. Murat'ın 1362 yılında tahta çıkmasıyla ele geçirilebilmiştir. Ancak Osmanlılar daha önce yağma, gerekse Bizans'a yardım amacıyla Çanakkale Boğazından Trakya'ya geçmişlerdir. Örneğin, Orhan Gazi'nin Oğlu Süleyman Paşa 1353'de Bizans İmparatoru Kantakuzenos'a yardım amacıyla Çanakkale Boğazını geçerek Edirne'ye gitmiş, dönüşünde Gelibolu'nun kuzeyinde bulunan Çimbi kalesinde 3000 kişilik bir güç bırakmıştı. 1354'de bu kuvvetler Gelibolu kentini ele geçirdiler. Osmanlı tarihlerinde 1356'da Süleyman Paşa'nın geçişi adıyla anılan ünlü olay, bu fetihleri sürdürme amacını gidiyordu. Nitekim bu ikinci geçişten sonra da Çanakkale'nin Anadolu kıyısında fethedilmiş diğer bölgeleri alındı. O tarihten itibaren boğaz yöresi , Osmanlılarla diğer düşman ülkeler arasında deniz ve karada bazen uzun süren kanlı savaşlara sahne oldu. Örneğin 1366 yılında Papa'nın düzenlediği bir haçlı seferi sırasında gelen haçlı donanması Gelibolu'yu alarak Bizanslılara teslim ettiyse de 1367'de 1. Murat Gelibolu'yu kuşatarak yeniden fethetti. Daha sonra Yıldırım Beyazıt 1390 yılında Boğazın stratejik önemini kavrayarak ilk savunma örgütünü kurdu. Gelibolu Kalesi güçlendirilerek, Gelibolu bir deniz üssü durumuna geldi ve bir tersane kurularak savaş gemisi yapımına başlandı. 1396'da Haçlı Donanması boğazı geçerek İstanbul'da Bizans İmparatorluğuna yardıma gitti. 1399 'da gelen başka bir donanma boğazı geçtiyse de ertesi yıl antlaşma yoluyla geri döndü. 1. Mehmet (Çelebi) döneminde (1413-1421) Venedik Donanması yeniden boğazı geçmek istedi, çetin savaşlar sonucunda Osmanlılar geri çekildiler.Ertesi yıl yeniden boğaza saldıran Venedik Donanması Lapseki'yi topa tuttu , daha sonra antlaşma ile geri çekildi. ll Murat döneminde ( 1421-1451) Venedikliler birkaç kez boğaza saldırsalar da başarı kazanamadılar. CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÇANAKKALE Çanakkale 1915 yılında yasadıgı savaslar nedeniyle büyük bir tahribat gördü. Savas döneminde sivil nüfus tahliye edilmis oldugundan kentte ticaret azaldı ve sehir sönüklesti. Sehrin eski dönemlerini tekrar yakalaması Cumhuriyetin ilk yıllarını buldu.Cumhuriyet Dönemi'nin ilk nüfus sayımında (1927) sehirde sadece 8515 kisi sayılabilmisti. 1935 sayımında nüfus 11.495'e ulastı. II. Dünya Savası içinde askerî yıgınak bölgesi oldugu için nüfusu 24.621'e ulasan kentin nüfusu savas sonunda yapılan sayımda (1945) 2 2 . 8 6 9 ' d u r. A s k e r î y ı g ı n a g ı n çekilmesinin ardından kentin 1950 yılındaki nüfusu 11.824'e indi. 1950 yılından sonra kent nüfusu hızlı bir gelisme içerisine girerek 1970'te 27.042, 1980'de 39.975, 1990'da 53.995, 2000'de 75.900'e ulastı. Sehrin alan üzerindeki gelismesi de 1950'li yıllara kadar sınırlı olmustur. Sehir bu yıllarda Sarıçay'dan kısmen Hastahanebayırı'na kadar uzanıyordu. Günümüzde Çanakkale merkez ilçeyle birlikte on iki ilçeye sahip (Ayvacık, Bayramiç, Ezine, Biga, Lapseki, Çan, Gelibolu, Eceabat, Yenice Bozcaada ve Gökçeada), 9737 km²lik toprakları üzerinde 585 köyü bulunan bir Batı Anadolu kentidir. 1912 yılında başlayan Balkan Savaşı ardından , I. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşları ve İşgal yılları bu zenginliğin sonunu getirir. Kent bu dönemlerde askeri yığınak bölgesidir. Siviller tarafından boşaltılan kent savaşlar sonunda artık bir harabe halindedir. Cumhuriyet Dönemi Cumhuriyet döneminde Gelibolu ve Biga’nın bağlanmasıyla İl olan Çanakkale savaş psikolojisini üzerinden uzun süre atamaz. Bu dönemde kente pek çok göçler olur. Bunlardan en yoğun olanı 1924 yılındaki Büyük Mübadele ile gelen Giritliler ‘dir. Kent yaşamına adeta damgalarını vururlar. Bu arada kentin eski sakinleri Ermeniler, Rumlar ve en son yahudiler kenti terk ederler. Sonraki yıllarda bu kentin güzel doğası nedeniyle çeşitli nedenlerle buraya gelip ayrılamayan insanların yerleştiği Çanakkale küçük bir sahil kenti olarak sessiz sakin yaşantısını 1990’lı yılların başına kadar sürdürür. 1992 yılında açılan üniversite kentin yaşamını değiştirir. Sokakları emeklilerden çok genç nüfus doldurur. Konut açığı had safhaya ulaşır. Bu dönemde çevre ilçe ve köylerden kente göç hızlanır.
DİĞER BİLGİLER .....Biga sancağı kurulunca merkezi "Kale-i Sultaniye" kasabası olmuştur. Biga mutasarrıfı aynı zamanda Boğaz Muhafızlığı görevini yapardı. .....1770'te Çeşme Deniz Savaşı'nda yararlılık ve kahramanlık gösteren donanmamızın ikinci komutanı Cezayirli Gazi Hasan Paşa'ya Kaptan Paşa'lıkla birlikte Çanakkale Boğaz Muhafızlığı görevi verilmiştir. .....Yeniçeri Ocağı'nın 1826 yılında kaldırılmasıyla, bunları yok eden Yüzbaşı Karacehennem İbrahim Ağa, Paşa'lığa yükseltilmiş, Biga Mutasarrıfı ve Çanakkale Boğaz Muhafısı olmuştur. Halk arasında Arap İbrahim Paşa diye anılanbu zat, Çanakkale'nin mimarı için yoğun bir çaba harcamış, 180'ta Çınarlık Camii (Kurşunlu Cami) yapılmıştır. .....1866 yılında Kale-i Sultaniye, "Adalar Vilayeti" nin merkezi olmuştur.ç Bu vilayete yönetici olarak atanan Bahriye Müşaviri Kayserili Ahmet Paşa, görevinin sona erdiği 1871 yılına dek şehirin imarına çalışmıştır. .....Adalar Vilayeti, Girit ve Sisam dışında kalan Ege ve Akdeniz adalarının tümünü içine alıyordu. 1876'da vilayet merkezi Sakız'a nakledildi. .....İkinci meşrutiyetin ilanından sonra burada "Bahr-i Sefid Boğaz Müstahkem Komutanlığı" kurulmuştur. .....Müstakil Mutasarrıflık olmadan önce İstanbul şehremanetine ve 1881 yılında da Karasi iline (Balıkesir ) bağlanmışsa da , 1888'de yeniden eski haline gelmiştir ve daha sonraki değişikliklerle il bugünkü durumunu almıştır.
Kaynaklar :
|