PARİON (PARİUM)

Biga İlçesi Kemer Köyü yakınında yer alır. İlkçağ Helen
inancına göre truvalı Priamos'un oğlu Paris'in adını taşır. Paris'in yeri
anlamına gelir. İyi bir limana sahiptir. Parion Atina-Sparta savaşları
sırasında Atina'nın yanında yer almış, hatta M.Ö. 410 yılında Alkibiades
komutasındaki 86 gemilik Atina donması kentin bu limanında toplanmıştı. M.Ö.
8.yy.da kurulduğu sanılmaktadır. Tarihi kaynaklardan bilinen kentin
bulunduğu yer doğru olarak ilk defa buradan çıkan paralara bakılarak 1801'de
Dr. Hunt tarafından saptanmıştır. Kalıntıların çevresi 5-6 Km.yi
bulmaktadır. Şehrin en parlak devrinde 25-30 bin kişilik bir nüfusa sahip
olduğu sanılmaktadır. Parion kalıntıları bu gün tamamen t
prak altında olup,
üzerini çalılar kaplamaktadır. Gelişi güzel kazılar yada rastlantılar sonucu
elde edilen belge ve bilgilerden şehirde ( M.Ö. 8.-M.Ö 5.yy.) eski Yunan
devri ile Helenestik Devir (M.Ö.330-30) Yunan eserleri ve Roma (Bilhassa
İmparator Avgustos devri) ile Bizans devrine ait kalıntılar olduğu
anlaşılmaktadır. Bu kalıntılarda su kemerleri, tapınak, yada yunak ile
tiyatro, kale, kale duvarları, ve lahitlerden ibarettir. Köy içinde
tesadüfen ortaya çıkan taş yapıtları ve lahit örneklerini çözmek mümkündür.
Köyün adını aldığı su kemeri (Kemer Köyü) köyün hemen girişinde olduğu
görülmektedir. Karşı tepelerden gelen suyun akışını bozmadan, dereyi ve
alçak kısımları su kemeri ile geçirerek antik şehre ulaştıran su yoluna ait
ayak ve kemerlerin bağlı olduğu tepede aynı zamanda Yunan Horepolü bulunur.
Şparion şehrinin Roma İmparatoru Avgustos döneminde inşa edilen tapınağı ise
kuzeyde deniz kıyısındadır.
Parion
sözcüğünün anlamı kesinlik kazanamamıştır. Prof.Bilge Umar’a göre eski
Hellenlerin, kendi ağızlarına uydurarak Parion biçiminde kullandıkları bu
adın .Troia’lı Prens Paris’in adıyla bir bağlantısının bulunduğunu
sezdiklerinden, ama ne tür bir bağlantı bulunduğunu bilemediklerinden, yine
bir ozan uydurmacasına sarılmışlardır; sözde Paris bir zamanlar bu kentte
yaşamış, o yüzden kentin adı “Paris’in Yeri” anlamında Parion olmuş.
Parion’un ismi ilk kez Herodotos’da geçmiştir. Pers Kralı
Dareios İskit seferine çıkışında (M.Ö.513-512) Parionlu’lar da onun yanında
sefere katıldılar.Atina-Sparta savaşında da Atina’nın yanında yer aldılar,
Amkibiades’in komutasındaki donanma M.Ö.410 da Parion’un limanında toplandı.
Büyük İskender, Pers zaferinden sonra burasını kendisine bağlamış,onun
ölümünden sonra da Trakya Kralı Lysimachos M.Ö.302 de Parion’u kendi
yönetimine almıştır.M.Ö.241’de ise Bergama krallığına bağlanan kent
Attalos’lar zamanında büyük bir imar faaliyeti görmüştür. Bergama Kralı III.
Attalos’un varis bırakmadan ölümü üzerine Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır.
Strabon’a göre zengin toprak ve
bağları olan Parion’un yakınında Kral Adrastos’un yaptırdığı bir Nemesis
Mabedi bulunuyordu. Bu mabet yıkılınca bütün eşyası hatta taşları bile
yerinden sökülerek Parion’a taşınmış ve bunlarla Hermokreon’un eseri olan
görkemli sunak inşa edilmiştir.
Arkaik, Helenistik ve Roma devri eserlerinin bulunduğu kent
bugün toprak altındadır. Ayakta kalan eserlerden biri Kemer köyünün
girişindeki su kemerleridir. Bu kemerlerin yakınında ise Nekropol
vardır.Civarda çok miktarda tümülüs görülmektedir.Çanakkale Müzesi 1970
yılında Bakır tepe’de bulunan tümülüsü açmış ,içinde biri kadın diğeri erkek
iki lahit bulunmuştur. Çevredeki tümülüsler köylüler ve defineciler
tarafından tahrip edilmişlerdir.
Köyün hemen üzerinde M.Ö.300’lerde
yapıldığı sanılan, çelenklerle süslü frizleri olan bir mabet vardı.. Mabedin
alt kısmında ise bugün toprak altında olan bir tiyatronun varlığını eski
yazarlardan öğreniyoruz. Osman Hamdi Bey buradan çıkarılan bir lahdi
İstanbul Arkeoloji Müzesine götürmüştür.
Biga Yarımadası antik yerleşim
yoğunluğu açısından Dünyada eşine az rastlanır yörelerin başında gelir.
Bugünkü Çanakkale İli, Biga İlçesi Balıklıçeşme Beldesi Kemer Köyü’nde yer
alan Parion da bu yarımadada yer alan antik yerleşimlerden biridir. Kente
Biga – Çanakkale karayolunun 15. km ’sinden kuzeye 14 km ‘lik bir yolla
ulaşılır (Resim 1).
Antik Anadolu, açık bir şekilde
coğrafi ve politik ‘alt bölge’lere ayrılmadığından ve bölge sınırları
sürekli değiştiğinden dolayı, Parion Phrygia, Troas, Mysia, Hellespontos ya
da Propontis Kıyıları gibi değişik bölgelere verilmiştir
Strabon, Parion’un Pity(ei)a (=Aksaz),
Linus / Linon (=Şahmelek), Adresteia (=Azatlı Çiftliği), Paisos (=Bayramtaş),
Priapos (=Karabiga) ve Lampsakos (=Lapseki) topraklarıyla komşu olduğunu ve
Troas Bölgesi’nde yer aldığını bildirir
Kentin adı ve kökeni konusunda ise
çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan biri, kentin adını Erythraili
göçmen İason ve Demetria’nın oğlu Parion’dan diğeri ise, Troya Kralı
Priamos’un küçük oğlu Paris’ten[5] aldığı ve Paris’in burada eğitilmesinden
dolayı da, Paris’in şehri anlamına gelen “Parion” şeklinde kullanıldığı
yönündedir. Bir diğer görüşe göre ise, Parion adı ‘Paroslular’ın Kenti’
anlamında kullanılmıştır.
Parion’un
kuruluşu İon kolonizasyonuyla ilişkilidir. Lydia ve Pers akınları sonucunda
topraklarının çoğunu kaybeden Miletos’un kolonilerinin sayılarındaki artışı
tetikleyen en önemli unsur, istilalarının yarattığı nüfus baskısı olmuştur.
Miletoslu’lar Karadeniz (=Pontos Eukseinos) için anahtar niteliği taşıyan
Çanakkale Boğazı (=Hellespontos), Marmara (=Propontis) ve İstanbul Boğazı (=Bosphorus)’nın
her iki yakasında çok sayıa koloni kenti kurmuşlardı. Sayıları 90’ı aşan
Miletos koloni şehirleri arasında, Çanakkale Boğazı’nın Marmara girişinde,
Anadolu kıyısında kurulmuş olan Parion’da vardı. Ancak Çanakkale Boğazı
kıyılarında koloni kuran ana şehirler arasında, Erythrai ve Paros da vardır.
İ.Ö. 709 yılında kurulduğu düşünülen
Parion’un, ‘Kolonizasyon Çağı’nda Erythrai’li, Miletos’lu ve Paros’lu
göçmenler tarafından iskan edildiği söylenmektedir. Ayrıca kentin Thasos
adasından gelenlerce kolonize edildiği şeklinde de görüşler vardır.
Yeni kurulan kentler göz önüne
alındığında, neredeyse her Miletos kolonisinin iyi bir limanı bulunduğu
görülür. Bu durum, koloni kentlerinin yer seçiminde ticaretin önemli rol
oynadığını gösterir. Ayrıca din ve tapınım, ana kent ile kolonileri
arasında saptanabilen en önemli bağlantılardan bir diğeridir. Graves’e göre
Ehrardt, Miletos’un ve kolonilerinin ‘phyle’leri, takvimleri ve kültleri
arasındaki ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve birçok kültün ana
kent ve kolonilerinde ortak olduğunu ortaya koymuştur. Buna ek olarak
kolonilerdeki kültler üzerine yaptığı çalışmalar, Aphrodite’nin ana kent
için olduğu gibi, kolonilerde de önemli olduğu yönündeki tahmini
doğrulanmıştır. Bu bakımdan Parion kazılarında bulunan Aphrodite
heykelciklerinin çokluğu, kentin bir Miletos kolonisi olma ihtimalini
kuvvetlendirmektedir.
Parion’un geçmişi hakkındaki en
sağlıklı bilgileri yazıtlar verir. Burada ele geçen yazıtlardan, kentte bir
balıkçı esnaf birliği olduğunu, deninzde çoğunlukla uskumru ve orkinos
çıktığını öğreniyoruz
Parion insanı
geçimini, balıkçılığın yanı sıra, çok güzel üzüm bağları yetiştirerek de
sağlıyordu. Antik çağda bölgede, Ainos’un sedefi, Abydos’un istiridyesi,
Linon’un salyangozu ünlü olduğu gibi Parion’un da yengeci ünlüydü. Ayrıca
her kimin Hellespont’a yolu düşse, pastasıyla da meşhur Parion’a mutlaka
uğrardı.
Ephesos’dan
bir yazıtta geçen: “Denize kim bir şey alıp götürüyorsa bunu vergisinde
belirtmeli, Kalkhedon, Daskylaion, Apollonia, Kyzikos, Priapos, Parion ve
Lampsakos’da” şeklindeki ifadeden Parion’un bir gümrük durağı olduğunu da
öğreniyoruz.
İ.Ö. 300 yıllarında yaşamış ünlü
düşünürler Neoptolemos ve Artemidoros ile heykeltıraş Theudoros Parion’un
önde gelen tarihi şahsiyetleridir. Burada yaşamış Ophiogen yada Serpent
ailesinin yılan kabilesine mensup oldukları, Ophiogen erkeklerinin yılan
ısırıklarını okşayarak, zehri kendi vücutlarına aktarıp, ateşi ve acıyı
dindirerek tedavi ettikleri efsanesi anlatılır.
2005 yılında yapıla
Kazı çalışmalarında yaklaşık 60 mezar ve 4 taş sandık mezar (lahit) açıldı.
Buluntuların Roma’dan Hellenistik döneme ve öncesi Klasik Döneme ait olduğu
tahmin ediliyor. Büyük bir olasılıkla yönetici sınıftan bir kadına (Ana Kraliçe)
ait mezarda, çeşitli takıların yanı sıra, ölü hediyeleri de bulundu. Mezarda
altından yapılmış, uçları aslan başlı bir zincir kolye, bir çift nikeli küpe,
altından zeytin yapraklarıyla süslenmiş bir diadem-saç bandı, altın saç
iğneleri, bronz yüzükler ve bir altın dil altı sikkesi bulundu. Kral’a ait
olduğu saptanan lahitte ise, iki altın dil altı sikkesi (levha) ve meyveli
zeytin dalı biçimli üç altın taç çıkarıldı. Kazı da ayrıca, uçları keçi ve
aslan başlı, altından bir zincir kolye, bir çift aslan protomlu altın küpe,
yakut taşlı bir altın yüzük ortaya çıkarıldı.