Kayıtlar

Çanakkale Geyikli Baba Türbesi

Resim
Geyikli, Çanakkale İli Ezine İlçesine bağlı bir beldedir. Geyikli Beldesi, Geyik Baba tarafından kurulduğu rivayet edilen eski bir Türk yerleşimidir.  Kabri Bursa'da bulunan Geyik Baba, Orhan Gazi zamanında 1275-1350 yılları arasında yaşadığı düşünülen erenlerdendir. Bursa'da Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu simgeleyen büyük çınarı diktiği, Orhan Gazi zamanında birçok talebe yetiştirdiği ve fetihlere bizzat katılarak askere moral verdiği Aşıkpaşazadede'den Hoca Saadeddin'in Tacüt Tevarihine, Taş Köprülüzade'nin Şakayık-ı Numaniyesi'nden Kamus-ul A'lam'a kadar birçok Osmanlı kaynalarında ifade edilen bir zattır. Rivayete göre savaş zamnında yanına devasa bir Bozgeyik ve talebeleri ile savaşlara katılıp düşmana korku saldığı ifade edilmektedir. Bu olağanüstü halinden dolayı da kendisine Geyikli Baba denilmiştir. Bursa'nın fethine de bu dev geyikle geldiği rivayet edilmektedir. Geyikli ve civarının fethine boz geyiği ve talebeleri ile katıldığı rivay

Çanakkale Türküsü

Resim
Çanakkale Türküsü  Çanakkale içinde vurdular beni  Ölmeden mezara koydular beni Of gençliğim eyvah Çanakkale köprüsü dardır geçilmez Al kan olmuş suları bir tas içilmez Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde aynalı çarşı Anne ben gidiyorum düşmana karşı Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde bir dolu testi Anneler babalar ümidi kesti Of gençliğim eyvah Çanakkale'den çıktım yan basa basa Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde sıra söğütler Altında yatıyor aslan yiğitler Of gençliğim eyvah Çanakkale'den çıktım başım selamet Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet Of gençliğim eyvah    Anonim  

Çanakkale Destanı Şiiri -Fahri Ersavaş

Resim
Çanakkale Destanı Yıl 1915 18’indeyiz Martın. Kendine gel biraz! Pek tekin değildi Çanakkale’nin suyu, Geçilmez bu boğaz... Geçilmez bu boğaz... Bizi Ne topun yıldırır, Ne kurşunun. Çünkü artık Başladı cengimiz. Er meydanında bulunmaz dengimiz... Sen misin Mustafa Kemal’im ileri diyen? İşte fırladık siperden. Sırtına yüklenmiş kahraman Seyit 276 kiloluk mermiyi, Koşuyor bataryasına ateşler içinden. Bu mermi denizlere gömecek Elizabet’i Buvet’i... Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor, Denizler yanıyor, Dağlar yanıyor. Zafer bizimdir artık Düşman zırhlıları batıyor... Türk’üm, Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere. Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz. Kimimiz gazi. Hiç değişmez bu yazı. Dünyada her yer geçilir belki Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı. Fahri ERSAVAŞ Not : Bu Şiir Milli Eğitim Bakanlığı Web sayfalarında  ( Mülga http://www.egitim.gov.tr/canakkale/canakruhsiir.html  ) . Öğrenciler güvenle kullanabilirler. Fotoğraf : TRT  (https://www.youtube.com/watch?v=YhzuOOV4d5Y)

Meçhul Asker Şiiri - Cahit Sıtkı TARANCI

Resim
Meçhul Asker Hangi tarlayı sürmeye kalksam Sapanıma takılan bu kemik Bir pırıl pırıl ki güneşte Alnımızdan ak Göğe çıkar gibi düştüğüm yerlerdir Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar Haktın, vazifeydin namus ve şeref Mert kapılarında Varşova’nın Bir yanda yaptıkların destanlar dolusu Bir yanda sürüp gider nankörlüğümüz Doğrusu yüzüm yok çiçek getirmeye Dağ taş bellediğim mezarına  Cahit Sıtkı TARANCI Not : Bu Şiir Milli Eğitim Bakanlığı Web sayfalarında yayımlanmıştır. Öğrenciler güvenle kullanabilirler. Mülga http://www.egitim.gov.tr/canakkale/canakruhsiir.html Fotoğraf : canakkaleili.com Hüseyin Aşkı Arşivi

Bir Yolcuya Şiiri Necmeddin Halil ONAN (Dur Yolcu)

Resim
Bir Yolcuya Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir. Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir. Necmeddin Halil ONAN Not : Bu Şiir Milli Eğitim Bakanlığı Web sayfalarında yayımlanmıştır. Öğrenciler güvenle kullanabilirler. Mülga http://www.egitim.gov.tr/canakkale/canakruhsiir.html

Necdet RÜŞDÜ'nün Çanakkale'de Ruhlar Şiiri

Resim
Çanakkale'de Ruhlar Gurbette geçen yolculuğum üç aya vardı Etrafımı çepeçevre saran sanki duvardı Olmuştu büyük, süslü şehirler bana zindan Dünyayı gözüm görmedi yurt hastalığından. Döndüm; bu yeşil tablo uzaklarda belirdi: Bir gün vapur aheste Çanakkale’ye girdi. Tuttum, ona hürmet ederek şapkamı elde: Durmuştu o kaç devlete; gaziydi bu belde… Türk bayrağının ufkuma ilk doğduğu gündü: Maydos’ta ateş külleri halinde göründü. Ben sarhoş olurken Boğaz’ın manzarasından, Bir abide yükseldi ağaçlar arasından. Baktım, bu, şehitlikte dikilmiş bir anıttı; Daldım… Bu anıt neş’emi bir anda dağıttı: Vaktiyle bu yerlerde ölen gençleri andım, Dağlandı içim, ben de bakarken yaralandım. Akşamdı. Sararken eriyen dağları sisler, Sandım geliyor eski siperlerden akisler, Canlandı savaş, kan dolu bir perde çekildi. Birden o şehit ruhları karşımda dikildi. Karşımda dirilmiş, dile gelmiş gibi durdu. Hiç ummadığım bir nefer isyanla kudurdu: - Ben evde ölenlerle bugün bir mi tutuldum? - Ben yurt için öldü

Mehmet Emin YURDAKUL 'un Ordunun Destanı şiiri

Resim
Ordunun Destanı Ey, bugüne şâhit olan sarp hisarlar! Ey, kahraman Mehmet Çavuş siperleri! Ey, Mustafa Kemallerin aziz yeri! Ey, toprağı kanlı dağlar, yanık yarlar! Sizler burada gördüğünüz büyük cengi Elde kılıç parladıkça unutmayın; Bugünü de bundan üç bin yıl evvelki Kahramanlık devri gibi unutmayın! Anlatın ki Türkler burada şan verdiler Birçok vahşi, cehennemi kuvvetlere; Ateş, çelik kralları devletlere Süngülere mu’cizeler gösterdiler Burada zulme baş eğmeyen bu yiğitler Vatan için her mihnete katlandılar; Ölümleri tahkir eden şu şahitler Türk İli’nin hayatını kazandılar Bu memleket büyüklüğün vatanıdır; Ellerinde silâhlarla ölenlerin, Son nefeste ümitlerle gülenlerin, Hakk’a kurban olanların Turan’dır. Bu sâf ruhlar şu dünyadan ayrılırken Yanık sesle “vatan!” diye haykırmıştır; Yanlarına helâlleşmek için gelen Yoldaşları intikâma çağırmıştır. Buradan geçen her gururlu baş eğilsin; Bu kan, kemik dolu toprakları, Büyük küçük gemilerin sancakları Selâmlarla okşamağı bir borç bilsin!