Kazdağlarının Kültürel Değerleri


Kazdağları bin pınarları ile anılan, akarsu ve derelerinde en lezzetli alabalık yetişen, doğasında milyonlarca ağaç ve bitkinin hayat bulduğu, binlerce hayvanı içinde saklayıp besleyen, Balıkesir, Çanakkale, Bergama ve Gönen’e kadar olan sahaların tüm su kaynaklarını besleyen, hiç bozulmamış, tahribata uğramamış ender dağlardan birisidir(Kocataş, s.7). Kazdağları İda’dır, mitolojidir, kültürdür, uygarlığın beşiğidir, tanrılarıntanrıçaların evidir, Homeros’a göre “bin pınarlı, çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yerdir.” Troas bölgesinin zirvesidir, efsanedir, folklordur. Tarihsel, kültürel, ekolojik ve toplumsal mirastır, oksijen üretim merkezidir, yaban hayatın barınağıdır, kutsal ağaçların(zeytin) yurdudur, halk tababetinin ilaç deposudur, gen kaynağıdır. Kazdağları, dünyamızın en önemli ekolojik bölgelerindendir. Osmanlı Donanmasına malzeme sağlamıştır. Horasan erenlerinden Sarı Saltuk Baba’nın ikametgahıdır. Yöredeki Türkmenler için kutsal dağdır. Yazar Sabahattin Ali’nin esin kaynağıdır. Yöredeki eko-sistemin can damarıdır. Flora ve fauna bakımından, Yenice Değerleri Sempozyumu (28–29 Ağustos 2008) 173 yörenin en zengin alanıdır. Yerüstü ve yer altı, sıcak ve soğuk su rezervleriyle, Biga yarımadasının hayat kaynağıdır. Ege ve Marmara’nın en yüksek, Türkiye’nin en yeşil dağlarından biridir. Ormancılar için istihsal deposudur. Yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle yöreyi ve ülkeyi beslemektedir (Demircan, 2007;s.15 ). Kazdağlarının en büyük zenginliği, yerüstü zenginliğidir. Kaz Dağları çevresinde yaşayan bir buçuk milyon insanın temiz ve güvenilir su kaynağıdır. Dünyanın ikici önemli oksijen üretim merkezidir. Bünyesinde barındırdığı önemli sayıda endemik bitki ve hayvan varlığı ile ayrıca önemli bir gen merkezidir. Tarih, kültür alanı ve mitoloji kaynağıdır. Dünyanın en kaliteli meyve ve sebzelerinin yetiştiği bir mekan, önemli bir süt ve et üretim merkezidir. Ülkemizin en önemli orman alanlarından biridir. Eteklerinde yetişen zeytini ve üretilen yağı sarı altındır. Bu değerlerin tamamı Kazdağları’nın üzerindedir. Yer altındaki maden rezervleri yer üstü zenginliğinin yanında bir hiçtir(Nalbant, 2007; s.14 ). Kazdağları’nda yaklaşık en az 5000 senedir insan yaşadığı sanılmaktadır. 1071’den 20-30 yıl sonra Çaka Bey’in Ayvacık önlerine kadar geldiğine dair bazı belgeler vardır. O zaman onlar, o yerlere ulaştılarsa 12. yüzyılda Kazdağları’na yerleşmeler mümkündür. 13. yüzyılda iki büyük boyun veya silsilenin bu yörede yayıldığını bilmekteyiz. Bunların birisini Arap, bir boyu da Çiçili diye anlatmaktadırlar. Çiçili aşiretleri daha çok Bayramiç tarafında, Ayvalık’tan ötede ve Çanakkale yakınlarında Çiçili aşiretlerine rastlanmaktadır. Yalnız Kazdağı Türkmenlerinin kardeşlerinin Bergama Demir Moridere ve Burhaniye Tahtacı köylerinde de aynı soyadlarının yaşadığını bilinmektedir. Hem etnik hem de kültürel birlikleri de devam etmektedir. Birçok Kazdağı Türkmen köyü 1860’larda yerleşik hayata geçmiştir. Ahmet Refik Paşa Bursa’da kolağası iken bu Türkmen Aşiretlerinin kontrol altına alınmadığı için herkesin bulunduğu yere muhakkak iskan edilecek emri veriliyor. Kazdağlarında zorunlu iskan o zaman başlamıştır. O zamana kadar ekonomileri hayvancılığa ve ağaç işçiliğine dayanmaktadır. Türkmenlere Anadolu’da verilen isim, “tahtacı”dır. Çünkü büyük bir bölümü ekonomilerini orman işçiliğine dayandırıyorlar. Ormanı da çok iyi koruyan bir kültüre sahiptirler. Kazdağı Türkmenlerine kolayca bir yaş ağaç kestiremezsiniz. Kazdağı’nda ormanlar bu güne kadar korunabilmişse bunda mutlaka bu kültürün etkisi de olmalıdır. Çünkü inançlarında kutsama vardır. Ağaç kutsaldır (Erden,2003;s.137-141 )
Kaynak :
Yenice Değerleri Sempozyumu 28-29 Ağustos 2008


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çanakkale Türk Anıt ve Şehitlikleri

Çanakkale Şehitler Abidesi

Çimpe Kalesi