Tenedos Antik Kenti

Tenedos : Bugünkü Bozcaada olup, antik çağlarda adı “Leukophrys” idi. Mitolojiye göre Denizler Tanrısı Poseidon’un oğullarından biri olan Kyknos adlı Kral, Lapseki yakınlarında “Kolonai” kentinde hükmederdi. Onun da Tenes adlı bir oğlu vardı. Tenes’in anası ölünce, babası yeniden evlendi, üvey ana Tenes’e bir iftira attı, kral Kyknos bu iftiraya kanarak oğlunu bir sandığa koyup denize attırmış, sandık yüze yüze gitmiş boğazdan geçerek “Leukophrys” adasının sahiline vurmuş,Tenes karaya çıkıp, adada kral olmuş ve adını da “Tenedos” olarak değiştirmiştir. Heredot’a göre, adanın ilk sakinleri Pelesgler idi. Bunlar MÖ 2000 yıllarında adaya yerleşmişlerdir. Daha sonra Yunanlılar geldi, MÖ 1250 yıllarında Truva savaşında burası da zarar gördü. Bu tarihten 750 yıl kadar sonra (MÖ 500) yıllarında, diğer İyonya kentleri ve adalarla birlikte, Bozcaada da Persler tarafından tahrip edilmiştir. MÖ 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender, burayı zaptetmiştir. Kazılarda bulunan eski paraların üzerinde balta resmi vardır. Bu simge, Tenedoslular (Bozcaadalılar) tarafından biricik oğlunun başını vurduran prenslerinin hatırasına konmuştur. Çünkü, oğlu Tenedoslu bir yurttaşın mutlu yuvasını yıkmış, bunu duyan prens, cinayet suçu ile göz kırpmadan öz oğlunu adalet uğruna öldürtmüştür. MÖ 1. yüzyılda Roma hâkimiyetine giren ada MS 395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Bizans İmparatorluğuna geçmiştir. Bizans İmparatorlarından Justiniaus VI. Yüzyılda burada başşehrine yiyecek temini için büyük buğday ambarları yaptırmıştı. Kuzey rüzgârları Çanakkale boğazından geçit vermediği için Mısırlı yük gemileri getirdikleri malları Tenedos’a boşaltarak derhal İskenderiye’ye geri dönüyorlardı. Böylece Tenedos’da biriken mallar, müsait zamanlarda başka gemilerle İstanbul’a naklediliyordu. Daha sonra ada Venedik ve Cenevizlilerin eline geçmiş ve bunlar tarafından meşhur kalesi yapılmıştır. Anadolu kıyılarının Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle, buralarda kalamayacaklarını anladıklarından kaleyi yıkarak adayı boşaltmışlardır. Daha sonra MS 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet burayı zaptedince kaleyi yeniden yaptırmıştır. Bu tarihten sonra ada sık sık, Osmanlı ve Venedik-Cenevizliler tarafından el değiştirmiştir. Bozcaada, Marmara bölgesinin Osmanlıların eline geçmesinden, Cumhuriyet kuruluna kadar düşman devletlerin donanmalarına barınak olmuştur. Gerçi Çanakkale boğazı her iki yakasındaki kaleler nedeniyle düşman donanması Marmara denizine giremiyordu ama, bazen aksi durumlar da olabiliyordu. Örneğin 1807 yılında İstanbul’da Fransız ve İngiliz elçilerinin faaliyetleri sonucunda önemli olaylar gelişti. İngiliz Elçisi Charles Arbuthnot, Fransız Elçisi General Sebastiani’nin sınır dışı edilmesini ve Osmanlı gemilerinin İngiliz donanmasına teslim edilmesini istedi. Padişah III. Selim. İse, istekleri kabul etmedi, bunun üzerine İngiliz Elçisi, İstanbul’u terk ederek Amiral Duckworth kumandasındaki İngiliz donanmasının bulunduğu Bozcaada’ya gitti. Barış zamanı Çanakkale’deki tabyalarda asker bulunmazdı. İngiliz donanması hızla boğazı geçti ve İstanbul’a gelip demir attı. İngiliz Elçisi Osmanlı Hükümetine bir nota vererek Rusya ile Osmanlı Hükümetinin barış yapmasını istedi. Osmanlı donanmasının da teslim olup, İngiliz gemilerinin nezaretinde Malta’ya gitmesini istedi. Yoksa sarayı ve İstanbul’u bombalayacağını belirtti (10 Şubat 1807). Halk ve ordu tahkimat yapıp savaşa hazırlanınca İngilizler çekinmiş ve savaşmadan geri dönmüşlerdir. Bozcaada, Çanakkale savaşları sırasında Gökçeada ve Tavşan adalarıyla birlikte İngiliz ve Fransız donanmaları tarafından askeri üs ve barınak olarak kullanılmıştır.
MTA 1996/1

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çanakkale Türk Anıt ve Şehitlikleri

Çanakkale Şehitler Abidesi

Çimpe Kalesi